Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 11 – DELPHİ (DÜNYANIN MERKEZİ NERESİ?)

11 – DELPHİ (DÜNYANIN MERKEZİ NERESİ?)

?”

Zeus altından malikanesinde otururken birisi bu soruyu sordu. Yer ve gökyüzünün kudretli yöneticisi bu kadar basit bir soruyla gafil avlanamayacak kadar zeki, fakat hemen cevap veremeyecek kadar da meşguldü. Bu yüzden şöyle dedi:
“Bir yıl sonra bugün tekrar gel. Sana tam yerini göstereceğim.”

Sonra Zeus fırtına rüzgarlarından bile hızlı uçabilen iki kartal aldı ve kişine de eşit hızda uçmayı öğretti. Yıl sonunda hizmetkarlarına şöyle dedi:

“Bu kartalı güneşin denizden doğduğu dünyanın doğu kıyısına, arkadaşını da okyanusun karanlıkta kaybolduğu ve ötesinde hiçbir şeyin olmadığı uzak batıya götürün. Sonra ben işaret verdiğimde ikisini aynı anda salın.”

Hizmetkarlar emirleri yerine getirdi ve kartalları dünyanın en ücra köşelerine götürdü. Sonra Zeus ellerini çırptı. Gök gürüldedi, şimşek çaktı ve iki hızlı kartal serbest kaldı. Birisi doğuya, diğeri batıya doğru hızla uçtu. Hiçbir ok yayından, bu iki kartalın onları tutan ellerden fırladığı hızla çıkmamıştır.

Kartallar hiç durmadan birbirlerine kavuşmak için acele eden akanyıldızlar gibi gittiler. Zeus ve kudretli topluluğu bulutların arasından onları seyretti. Kartallar gitgide birbirlerine yaklaştılar, ama ne sağa ne sola döndüler. Sonra denizde iki geminin çarpışması gibi iki kartal havada çarpıştılar ve ölü bedenleri yere düştü.

“Kim dünyanın merkezini sormuştu? Kartalların düştüğü yer dünyanın merkezidir.” Dedi Zeus.

Yunanistan’da adındaki bir dağın zirvesine düşmüşlerdi.

“Eğer orası dünyanın merkeziyse, ben evimi oraya yapacağım, tam orada bir ev yapacağım ki ışığım her yerden görülebilsin.” Dedi genç Apolllon.

Böylece , Parnassos Dağı’na gitti ve evinin temellerini atacağı yere baktı. Dağ çok serptı, eteğindeki vadi ise karanlık ve ıssızdı. Orada yaşayan az sayıda insan da kayaların arasında saklanıyordu. Bu insanlar Apollon’a dik uçurumun ikiye ayrıldığı dağ eteğinde Piton adında devasa bir yılanın yaşadığını söylediler. Bu yılan sık sık kuzu ve inekleri, bazen de insanları, korkunç mağarasına kaçırırdı ve onları orada parçalayıp yutardı.

“Bu yaratığı kimse öldüremez mi?” diye sordu Apollon.

“Hiç kimse, biz ve çocuklarımız ve sürülerimiz onun tarafından öldürüleceğiz.” dediler.

Sonra Apollon gümüş yayıyla Piton’un yaşadığı yere gitti. Yaratık çimde ve kayalarda büyük patikalar açmıştı, bu yüzden inini bulmak hiç zor olmadı. Yılan Apollon’u görür görmez canlandı ve dışarı çıktı. Parlak prens yaratığın göz kamaştırıcı gözlerini ve kanlı ağzını gördü ve pullu vücudunun kayalarda çıkardığı sesi duydu. Yayına bir ok koydu ve dimdik durdu. Piton düşmanının sıradan bir insan olmadığını anladı ve koşmaya başladı. Ok yaydan fırladı ve canavar öldü.

“Evimi buraya yapacağım.” dedi Apollon.

Apollon dik uçurumun eteklerine, Zeus’un kartallarının düştüğü yerin altına, Piton’u öldürdüğü yere evinin temellerini attı. Apollon’un tapınağının beyaz duvarları kayalar arasından yükseldi. Sonra da bölgedek fakir insanlar gelip evlerini onunkinin yanına inşa ettiler. Apollon orada uzun yıllarca yaşadı, insanlara zarif ve akıllı olmayı öğretti, mutlu olmanın yollarını gösterdi. Dağ artık sarp ve yabanıl değildi; müzik ve şarkılar duyuluyordu, vadi artık ıssız ve karanlık değildi; ışık ve güzelliklerle doluydu.

“Şehrimizin ismi ne olacak?” diye sordu insanlar.

veya Dolphin-Yunus-diyebilirsiniz, çünkü annemi denizde bir yunus taşımıştı.” dedi Apollon.

Bir önceki yazımız olan 10 – DELOS başlıklı makalemizde Apollon, Delphi ve leto hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica