Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 12 – DAPHNE (DEFNE YAPRAKLARI)

12 – DAPHNE (DEFNE YAPRAKLARI)

Delhi’nin kuzeyinde bulunan Tempe Vadisi’nde Dahphne adında genç bir kız yaşardı. Garip biriydi; geyik yavrusu kadar utangaç ve vahşi, ovalarda gezinen geyikler kadar da hızlıydı. Fakat bir haziran günü kadar da güzel ve hoştu. Onunla tanışıp konuşabilen olmamıştır, ama herkes onu çok severdi.

zamanının çoğunu kuşlarla, çiçeklerle ve ağaçlarla ormanda ve tarlalarda geçirirdi. En çok Peneios Nehri’nin kenarında yürümeyi ve suyun sazlıklar arasından veya parıltılı çakıl taşlarını üzerinden akarken çıkardığı sesleri dinlemeyi severdi. Genellikle nehre sanki canlıymış ve onu duyabilirmiş gibi şarkılar söylerdi. Nehrin kendisini anladığını ve ona karşılık olarak bir çok özel sırrı söylediğini hayal ederdi. Onu iyi tanıyan insanlar şöyle derdi:

“O, nehrin kızıydı.”

“Evet, sevgili nehir, kızın olayım.” dedi Daphne.

Nehir gülümsedi ve sadece onun anlayabileceği bir şekilde ona cevap verdi ve bundan sonra Daphne ona hep “Baba Peneious.” dedi.

Bir gün güneş sıcak sıcak parlarken ve hava çiçek kokularıyla doluyken Dphne nehirden daha önce hiç uzaklaşmadığı kadar uzağa gitti. Gölgeli bir ormandan geçti, tepesinden aşağıdaki vadide gülümseyerek akan beyaz ve temiz Baba Peneios’u gördüğü bir dağı aştı. Önünde daha birçok dağlar, sonrasında yeşil yokuşlar ve Ossa Dağı’nın ağaçlı zirvesi vardı. Ossa’nın zirvesine bir tırmanabilse denizi, yakındaki diğer dağları ve güneyde çok uzaklardaki Parnassos Dağı’nın ikiz tepelerini görebilecekti.

“Hoşça kal, Baba Peneios, ben dağa tırmanmaya gidiyorum, ama yakında geri geleceğim.” dedi.

Nehir ona gülümsedi ve Daphne koşmaya başladı, birer birer tepeleri aştı, ama büyük dağ hala çok uzaktaydı ve endişeleniyordu. Çok geçmeden harika bir şelalenin çağladığı ve toprağın binlerce güzel çiçeklerle kaplı olduğu ağaçlı bir yokuşun başına geldi ve orada dinlenmek için biraz oturdu. Yukarıdan en tepeden daha önce hiç duymadığı kadar güzel bir müzik sesi geldi. Ayağa kalktı ve dinlemeye başladı. Birisi lir çalıyor birisi de şarkı söylüyordu. Korkmaya başladı, ama müzik o kadar çok etkileyiciydi ki kaçamadı.

Aniden müzik azaldı ve uzun boylu, hoş, sabah güneşi kadar parlak yüzlü genç bir adam tepeden onun yanına geldi.

“Daphne!” dedi, ama genç kız onu duymayı beklemeden arkasını döndü ve ürkek bir ceylan gibi Tempe Vadisi’ne doğru kaçtı. “Daphne!” diye seslendi genç adam. Genç kız onun Gümüş Yayın Efendisi olduğunu bilmiyordu, bildiği tek şey onu takip ediyor olmasıydı, bu yüzden koşabildiği kadar hızlı kaçtı. Daha önce hiçbir genç adam onunla konuşmamıştı, bu nedenle onun sesi kalbine korku saldı.

“O, gördüğüm en hoş kız, keşke bir kez daha yüzünü görebilsem, onunla konuşabilsem, o kadar çok mutlu olurum ki.” dedi kendi kendine.

Çalıların arasından, kayaların ve yıkılmış ağaçların üstünden, engebeli yokuşlardan aşağı, dağları aşarak, nefes nefese koşup atlayıp uçarak kaçtı Daphne. Bir kez bile ardına bakmadı, ama Apollon’un hızlı ayak seslerini hep yakınında duydu, onun omzunda taşıdığı gümüş yayın sesi hiç eksilmedi, nefesini ensesinde hissediyordu. Nihayet daha rahat koşabileceği düz zeminli bir badiye geldi, ama gücü hızla tükeniyordu. Tam önünde, gün ışığında gülümseyen beyaz nehir göründü. Kollarını açtı ve bağırdı:

“Baba Peneios, kurtar beni!”

Nehir sanki onu yakalamak istemiş gibi yükseldi. Her yeri kör edici bir duman kapladı. Apollon bir anlığına kaçan kızı göremedi. Sonra onu nehrin kıyısında gördü, suda dalgalanan saçları yanaklarına dokunuyordu. Apollon genç kızın öfkeli nehirde boğulduğunu sandı ve onu kurtarmak için elini uzattı. Fakat yakaladığı o hoş, ürkek Daphne değildi; yeşil yaprakları rüzgarda titreyen bir defne ağacıydı.

“Hayır! Daphne! Daphne! Nehir seni böyle mi kurtardı? Baba Peneios seni benden korumak için mi bir ağaca çevirdi?” diye ağladı Apollon.

Daphene’nin gerçekten bir ağaca dönüşüp dönüşmediğini bilmiyorum, zaten önemli de değil, çünkü çok zaman önceydi. Ama Apollon öyle olduğuna inandı ve defneyapraklarından bir taç yaptı. Bu tacı sevimli bakirenin anısı olarak hep başına takacağını söyledi. Bundan sonra defne onun en sevdiği ağaç oldu. Bu sebeple günümüzde şairler ve müzisyenler defneyapraklarıyla taçlandırılırlar.

Bir önceki yazımız olan 11 – DELPHİ (DÜNYANIN MERKEZİ NERESİ?) başlıklı makalemizde Apollon, Delphi ve dünyanın merkezi neresi hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica