Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 13 – ALDATILMIŞ (KARGALAR NEDEN SİYAHTIR?)

13 – ALDATILMIŞ (KARGALAR NEDEN SİYAHTIR?)

akrabalarıyla beraber bulutların arasında zaman geçirmeyi pek sevmezdi. O daha çok gezmeyi severdi; insanları çalışırken ve hayattan zevk alırken görmeyi severdi. İnsanlar onun temiz, oğlansı yüzünü ve yumuşak, beyaz ellerini ilk kez gördüklerinde onu küçümsediler ve onun hiçbir işe yaramaz bir aylak olduğunu söylediler. Ama o konuşmaya başlayınca o kadar çok etkilendiler ki büyülenmiş bir şekilde onu dinlediler ve onun her bir sözüne harfiyen uydular. Onun nasıl bu kadar bilge olduğunu çok merak ediyorlardı; çünkü onun hiçbir iş yapmayan, sadece oradan oraya gezerek lirini çalan, kuşları, arıları, çiçekleri ve ağaçları izleyen biri olduğunu sanmışlardı. Ne zaman içlerinden biri hastalansa hemen ona giderdi ve ona bitkilerden, taşlardan ya da nehirden nasıl şifa bulacağını söylerdi. ’un diğer insanlar gibi yaşlanmadığını fark ettiler; o hep genç ve hoştu. Ayrıca artık dünya yaşamak için o gelmeden önceki halinden daha parlak ve rahat bir yerdi.

Tempe Vadisi’nin ötesinde bir dağ köyünde adında güzel bir ayan yaşardı. Apollon onu görür görmez aşık oldu ve onu karısı yaptı; uzun yıllar boyunca beraber mutlu yaşadılar. Çok geçmeden bir bebekleri oldu, çok güzel gözleri olan bir erkek ve ona Asklepeus adını verdiler. Doğumun ardından dağlar ve ormanlar Apollon’un lirinden çıkan müzikle doldu. Bulutlar üstündeki Kudretli Topluluk çok mutluydu.
Bir gün Apoolon, Kronos ve çocuğunu bırakıp Parnassos Dağı’ndaki en sevdiği evine gitmek üzere yola çıktı.

“Senden haberdar olacağım. Her sabah bir karga Parnassos’a uçacak, ben uzaktayken senin e çocuğumuzun iyi olup olmadığını ve neler yaptığınızı bana anlatacak.” Dedi Apoolon, Kronos’a.
Apoolon’un çok akıllı ve konuşabilen bir evcil kargası vardı. Kuş sizin gördüğünüz diğer kargalar gibi siyah değildi, tam tersine kar kadar beyazdı. O zamana kadar tüm kargaların beyaz olduğu söylenir, ama bunun doğru olduğundan şüpheliyim.

Apollon’un kargası tam bir gammazdı ve her zaman da gerçeği söylemezdi. Bir şeyin başlangıcını görür, daha fazla öğrenmek için beklemeden hemen aceleyle uçar ve onun hakkında harika bir hikaye oluştururdu. Fakat Kronos’tan Apollon’a haber taşıyabilecek ondan başka hiçbir şey yoktu. Sizin de bildiğiniz gibi, o günlerde ne postacı vardı ne de tüm dünyayı dolaşan telgraf telleri, ne de cep telefonları.

Birkaç gün her şey yolunda gitti. Her sabah beyaz kuş tepeleri, ovaları, nehirleri ve ormanları aşarak Apollon’a uçtu. Onun omzuna konup “Kronos iyi! Kronos iyi!” dedi.

Bir gün, onun da başka bir hikayesi var, karga normalinden daha erken geldi ve çok telaşlıydı.

“Kro-Kro-Kro!” diye yeksek sesle kekeledi, çünkü o kadar nefes nefeseydi ki onun adını tam olarak söyleyemedi.

“Sorun nedir? Kronos’a bir şey mi oldu? Konuş! Doğruyu söyle!” diye sordu Apollon.

“Seni sevmiyor! Seni sevmiyor! Bir erkek gördüm! Bir erkek gördüm!” diye bağırdı karga ve daha nefes bile almadan, her şeyi anlatmadan havalandı ve aceleyle eve doğru uçtu.

Apollon, ki her zaman çok bilge biridir, bu sefer karga kadar aptal davrandı. Karısının gerçekten onu başka bir adamla aldattığını düşündü ve bedeni öfke ve kederle doldu. Hiç kimseyle konuşmayı düşünmedi, çünkü bir an önce gerçeği öğrenmeyi kafasına koymuştu. Kuğuları ve altın arabası elinin altında değildi;

Artık insanlarla birlikte yaşıyordu ve onlar gibi seyahat etmeliydi. Yürüyerek seyahat etmeliydi ve yolların olmadığı o günler için hiç de kısa bir seyahat sayılmazdı. Fakat bir süre sonra, daha önceleri mutlu bir şekilde yaşamış olduğu köye vardı ve koyu yapraklı zeytin ağaçlarının arasında saklı evini gördü. Bir dakika sonra karganın doğruyu söyleyip söylemediğini anlayacaktı.

Apollon birisinin bahçede koştuğunu duydu ve ağaçların arasında beyaz bir cüppe gördü. Bu adamın karganın gördüğü kişi olduğundan ve onun kaçmaya çalıştığından emindi. Hemen yayına bir ok yerleştirdi. Yayı gerdi. Ve bıraktı! Asla ıskalamayan ok havada bir şimşek gibi gitti.

Apollon keskin bir inleme duydu ve bahçeye doğru fırladı. Orada çimlerin üzerine ölü bedeniyle yatan sevgili Kronos’unu gördü. Kronos, Apollon’un geldiğini görmüş ve zalim ok onun kalbini deldiğinde onu karşılamak için sevinçle koşuyormuş. Apollon üzüntüden kendinden geçti. Kronos’un bedenini kollarının arasına aldı ve onu hayata geri getirmeye çalıştı. Ama hepsi boşunaydı. Sadece Apollon’un adını fısıldayabildi ve öldü.

Çok geçmeden karga yakınlardaki bir ağacın dalına kondu. Hikayesini bitirmek istercesine “Kro-Kro-Kro!” diye konuşmaya başladı. Fakat Apollon onu kovdu.

“Lanetli kuş, bundan sonra hayatın boyunca sadece “Gak-Gak-Gak!” diyebileceksin ve o gurur duyduğun kar beyaz tüylerin gece kadar siyah olacak.” diye bağırdı Apollon.

O günden bu güne tüm kargalar siyahtır ve “Gak-Gak-Gak!” diye bağırarak bir ölü ağaçtan diğer ölü ağaca uçarlar.

Bir önceki yazımız olan 12 – DAPHNE (DEFNE YAPRAKLARI) başlıklı makalemizde Apollon, daphne ve defne yaprakları hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica