Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 16 – ASLANLI VE YABANDOMUZLU ARABA

16 – ASLANLI VE YABANDOMUZLU ARABA

’un yaşadığı yer ile deniz kıyısında zengin bir şehir olan arasında sadece birkaç kilometre vardı. İolcos’un kralı , kendisinden başka hiç kimseyi düşünmeyen zalim biriydi. Pelias’ın, haziran gülü kadar güzel, herkesin iyiliğini ve kibarlığını övdüğü adında bir kızı vardı. Denizaşırı ülkelerden birçok prens ona evlenme teklifi etmek için geldi. Yunanistan’ın en soylu delikanlıları onun kalbini çalmaya denedi. Ama o sadece bir kişiyi dinledi; o da genç komşuları Kral Admetus’tu.

Böylece Admetus zalim kralın huzuruna çıktı ve kızıyla evlenmek istediğini söyledi.

“Benim damadım olmaya layık olduğunu ispatlamadan hiç kimse kızıma sahip olamaz. Eğer onu istiyorsan, aslan ve yaban domuzunun çektiği altından bir arabayla gelmelisin. Eğer başka bir şekilde gelirsen, o karın olamaz.” dedi Pelias ve kahkaha attı. Sonra da genç adamı malikanesinden attı.

Daha önce hiçbir aslanla bir domuzun beraber araba çektiğini duymamış olan Admetus, üzgün bir şekilde evinin yolunu tuttu. En cesur adam bile böyle bir şeyi yapamazdı.

Yürürken kasabasının yakınlarında otlanan kuzu ve keçileri gördü, birden aklına Apollon ve onun ayrılırken söylediği son sözleri geldi: “Yardımıma ihtiyacın olursa bana haber ver.”

“Şimdi yardımına ihtiyacım var.” dedi Admetus.

Admetus ertesi sabah erkenden açık alanda taşlardan bir sunak yaptı ve sürünün en şişman keçisini öldürüp sunakta yanan ateşin üzerine koydu. Yanık et kokusu havaya karıştığında ellerini dağın zirvesine doğru kaldırıp Apollon’a seslendi.

“Gümüş Yayın Efendisi, eğer zavallı dilenciye iyilik yapabildiysem, şimdi gel ve bana yardım et. Yardımına ihtiyacım var ve bana olan sözünü hatırlıyordu.”

Admetus konuşmasını bitirir bitirmez, yay ve oklarıyla Apollon aşağıya indi ve kralın önüne dikildi.

“Kralların en merhametlisi, sana nasıl yardım edebileceğimi söyle.” dedi.

Admetus ona, güzel Alkestis’i ve babasının onu sadece aslan ve yabandomuzu ile çekilen bir arabayla gelen adama vereceğini anlattı.

“Benimle gel, sana yardım edeceğim.” dedi Apollon.

İkisi ormana doğru yürüdüler. Çok geçmeden bir aslanın peşine düştüler. Aslan kükreyip ölümcül pençelerini savurmasına rağmen, çabuk ayaklı Apollon aslanı yelesinden yakaladı. Sonra Admetus çalılıkların arasından yabandomuzunu gördü. Apollon onu da kovalamaya başladı, aslanı da yabandomuzunun ardından bir av köpeği gibi koşturdu. İkisini de yakalayınca biri sağ diğeri sol elinde ormanda yürümeye devam etti, Admetus da onu takip etti.

Denizi ve İolcos şehrini gördüklerinde henüz öğlen olmamıştı. Yolun kenarında altın bir araba vardı ve sanki onları bekliyor gibiydi. Hemen aslanı ve domuzu arabaya bağladılar. Bu ikili çok garip bir takım oldu, çünkü iki havan dövüşmeden duramıyordu, ama Apollon onlara kırbacıyla vurarak uysallaştırdı ve hazır hale getirdi. Sonra Admetus arabaya çıktı, Apollon unun yanına oturdu, dizginleri tuttu ve İolcos’a doğru sürdü.

Yaşlı Kral Pelias, muhteşem arabayı ve harika arabacıyı gördüğünde çok şaşırdı. Admetus ondan Alkestis evlendiler, zalim Kral Pelias hariç herkes çok mutlu oldu. Apollon düğüne davet edilenler arasındaydı ve genç damada bir hediye getirmişti; hediye dağın zirvesindeki Kudretli Topluluktan bir sözdü: ”Eğer Admetus hastalanır veya ölüm döşeğine düşerse onu seven biri öldüğü takdirde yeniden iyileşebilecek.”

Bir önceki yazımız olan 15 – APOLLON'UN KÖLELİĞİ başlıklı makalemizde Admetus ve gümüş yayın efendisi hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica