Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 2 – ALTIN ÇAĞ

2 – ALTIN ÇAĞ

Dağın bulutlar üzerindeki zirvesinde hep ve Kudretli Topluluğu yaşamadı. Çok zaman önce orada adında harika bir aile yaşardı ve tüm dünyayı yönetirdi. Titanlar, altısı kadın altısı erkek on iki kişilerdi ve annelerinin Gökyüzü, babalarının İse Yeryüzü olduğunu söylerlerdi. Aynı insan gibiydiler; fakat daha büyük ve güzeldiler.

Titanların en genci olan Satürn aslında o kadar yaşlıydı ki insanlar ona Aman Baba derlerdi. Titanların kralı olan Satürn ayrıca dünyanın da kralıydı.

İnsanoğlu hiçbir zaman onun döneminde olduğu kadar mutlu olmadı. Gerçek bir Altın Çağı yaşanıyordu. Bahar mevsimi tüm yıl sürerdi. Ağaçlar ve çayırlar hep çiçek açarlardı ve her gün her saat cıvıldayan kuşların sesleri duyulurdu. Aynı anda hem yaz hem sonbahar yaşanırdı. Ağaçlarda ermiş incirler, elmalar ve portakallar sallanırdı. Kıpkırmızı üzümler ve her çeşit orman meyvesi toplanmak ve yenmek için insanları beklerdi.

Bu mutlu dönemde insanlar tabii ki hiç iş yapmak zorunda değillerdi. Ne hastalık ne üzüntü ne de yaşlılık vardı. Kadınlar ve erkekler yüzlerce yıl güzellikleri bozulmadan yaşarlardı, ne yüzlerde bir kırışıklık ne saçta grileşme ne de bir kusur görürdünüz. Onları korkutan soğuk günler veya fırtınalar olmadığı için eve de ihtiyaç duymazlardı.

Fakir insan yoktu; çünkü herkes güneş ışığı, temiz hava, sağlıklı kaynak suları, halı yerine çim, çatı yerine gökyüzü, meyveler ve orman çiçekleri gibi kıymetli nimetlere sahipti. Böylece de hiç kimse bir diğerinden daha zengin değildi, herkes birbirinin dostu olduğu için ve hiç kimse komşusunun sahip olduğundan daha fazlasına sahip olmak istemediğinden ne kilit ya da kapı sürgüsü vardı ne de para.

Bu mutlu insanlar yeterince uzun yaşadıklarında uykuya dalar ve bedenleri bir daha görülmezdi. Dağların üzerinde denizler aşarak uzak batıda çiçekli topraklara doğru uçarlardı. Bazı insanlar, bugün bile, onların dünyada dolaştıklarını, bebekleri beşiklerinde güldürdüklerini, hasta ve düşkünlerin yüklerini azalttıklarını ve insanları koruduklarını söylerler.

Ne yazık ki bu Altın Çağ bitmeliydi! Ama bu değişimi daha vahim hale getirenler Zeus ve kardeşleriydi.

İnanması zor ama insanların söylediğine göre Zeus yaşlı Titan kralı Satürn’ün oğluydu ve daha bir yaşındayken babasına karşı savaş açma planlarına başlamıştı. Büyür büyümez erkek kardeşleri Poseidon ve Hades ve kız kardeşleri Hera, Demeter ve Hestia’yı kendisine katılmaya ikna etti. Hep beraber Titanları dünyadan sileceklerine ant içtiler.

Ardından uzun ve korkunç bir savaş başladı. Zeus’un birçok kuvvetli yardımcısı vardı. Kiklops adındaki tek gözlü dev durmadan yanan dağların ateşinde yıldırımlar işlerdi. Yüzlerce elleri olan üç yaratık Titanların kalelerine taş ve ağaç fırlatmak için çağrıldı. Zeus keskin şimşeklerini o kadar ince ve hızlı savururdu ki ormanlar ateş alır bu ateşle de nehirlerdeki sular kaynardı.

İyi ve sakin yaşlı Satürn ve kardeşleri doğal olarak düşmanlarına dayanamadılar ve savaşarak geçen on yıl sonunda teslim olup barış istemek zorunda kaldılar. Alt Dünya’da zindana atıldılar ve en sert kayalara zincirlendiler. Kiklops ve yüzlerce elleri olan yaratıklar onların gardiyanları oldu.

Sonraları insanlar yaşadıkları kaderden memnun olmamaya başladı. Bazıları zengin olup dünyadaki güzel şeylerin hepsine sahip olmak bazıları ise kral olup diğerlerini yönetmek istedi. Bazıları ormanlardaki meyve ağaçlarını başkaları yemesin diye kesti. Bazıları eskiden beri dostları olan ürkek hayvanları sadece spor olsun diye avladı. Bazıları ise bu zavallı hayvanları öldürüp etini bile yedi.

Sonunda herkes dostken düşman oldu.

Bu yüzden tüm dünyada barış yerini savaşa, bolluk kıtlığa, masumiyet suça, mutluluk ise hüzne bıraktı.

İşte tüm bunlar Zeus’un kudretli hale gelişi, Altın Çağın ise sona erişidir.

Bir önceki yazımız olan 1 - ZEUS VE KUDRETLİ TOPLULUĞU başlıklı makalemizde , ve hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica