Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 22 – AHŞAP SANDIK İÇİNDE BİR ANNE VE OĞLU

22 – AHŞAP SANDIK İÇİNDE BİR ANNE VE OĞLU

kralının sadece bir çocuğu vardı ve o da kızdı. Eğer bir oğlu olsaydı, ona cesur ve yetenekli bir kral olmayı öğretecekti, ama güzel saçlı kızına ne yapacağını hiç bilmiyordu. Onun büyüdükçe uzun boylu, güzel ve akıllı biri olduğunu görünce topraklarını, altınlarını ve krallığını ona bırakmayı düşünmeye başladı. Bu düşünceyle Delphi’ye gitti. Ve ’ya bu durumu sordu. ona sıradan bir şekilde ölmeyeceğini, kızının oğlunun onun ölümüne sebep olacağını söyledi.

Pythia’nın söyledikleri kralı endişelendirdi ve onun sözlerinin gerçekleşmesini engelleyecek bir plan düşünmeye başladı. Sonunda buldu; kızı için bir hapishane yapacaktı ve onu hayatı boyunca orada tutacaktı. Hemen işçileri çağırdı ve yere derin bir çukur kazmalarını söyledi. Bu çukura sadece tepede bir tane penceresi olan. Kapı bulunmayan bir odalı ev yaptılar. Bittiğinde kral, adındaki kızını oraya kapattı. Yanına bir hemşire, oyuncaklar, güzel giysiler ve onu mutlu edeceğini düşündüğü her şeyi koydu.

“Şimdi Pythia’nın hep doğruları söylemediğini göreceğiz.” dedi.

Böylece Danae hapishaneye kapatıldı. Yaşlı hemşiresinden başka konuşacak hiç kimsesi yoktu, denizi ve karayı hiç göremedi; görebildiği tek şey, yukarıdaki açık pencereden mavi gökyüzü ve ara sıra geçen beyaz bir buluttu. Günlerce o pencerenin altında oturup babasının onu neden oraya kapattığını ve bir gün gelip onu oradan çıkarıp çıkarmayacağını düşündü durdu. Kaç yıl geçti bilmiyorum ama her geçen gün Danae daha da güzelleşiyordu ve artık çocuk değildi; uzun boylu, güzel bir bayan olmuştu. Zeus bulutların arasından aşağıya bakarken onu gördü ve aşık oldu.

Bir gün sanki gökyüzü yarıldı ve Danae’nin penceresinden içeri altın yağmaya başladı. Kör edici yağmur dindiğinde, genç bir soylu adam Danae’nin karşısında gülümseyerek duruyordu. Bu şekilde yukarıdan aşağı inen adamın Zeus olduğunu bilmiyordu –ben de bilmiyordum- onun kendisini bu hapishaneden kurtarmak için denizden gelen cesur bir prens olduğunu düşündü.

Uzun boylu, yakışıklı genç daha sık gelmeye başladı ve çok geçmeden evlendiler, düğünlerinde sadece yaşlı hemşire vardı, ama Danae çok mutluydu, çünkü artık yalnız değildi. Fakat bir gün, genç adam dar pencereden çıkıp giderken büyük bir ışık patlaması oldu ve Danae onu bir daha hiç görmedi.

Çok geçmeden Danae’nin bir çocuğu oldu; Perseus adında gülümseyen bir oğlan. Dört yıl boyunca o ve hemşire çocuğu sakladılar, hatta onlara yemek getiren kadın bile onu bilmiyordu. Ama bir gün kral hapishanenin yakınlarında dolaşırken bir çocuk sesi duydu. Gerçeği öğrendiğinde endişeye kapıldı, çünkü yaptığı her şeye rağmen Pythia’nın sözleri gerçekleşebilirdi.

Kendisini korumanın tek yolu, çocuğu zarar verebilecek kadar büyümeden öldürmekti. Fakat kral, çocuğu ve annesini hapishaneden çıkarttığında çocuğun ne kadar çaresiz olduğunu görünce onu öldürülmesine kalbi razı olmadı. Çünkü korkak biri olsa da kral iyi kalpliydi ve birisinin acı çektiğini görmeye dayanamazdı. Ama bir şey yapılmalıydı.

Sonunda kral hizmetkarlarına geniş, dayanıklı ve suda batmayan ahşap bir sandık yapmalarını emretti. Bittiğinde Danae ve çocuğu içine koydu, onları çok uzak denizlere götürüp dalgaların arasına bıraktı. Böylece onların öldüğünü görmeyeceğini düşündü; çünkü sandık bir süre sonra batacaktı ya da dalgalar onu o kadar uzak diyarlara götürecekti ki bir daha asla Argos’a geri dönemeyeceklerdi.

Tüm gün, tüm gece be bir gün daha Danae ve çocuğu denizde sürüklendiler. Dalgalar sandığın etrafında oynamaya başladı, batı rüzgarı neşeli bir şekilde esiyordu ve martılar havada daireler çizerek uçuyordu. Çocuk hiç korkmuyordu; ellerini çalkalanan dalgalara batırıyor, neşeli rüzgara gülümsüyor ve kuşlara sesleniyordu.

Ama ikinci gece her şey değişti. Fırtına çıktı, gökyüzü kapkara oldu, dalgalar dağ kadar yükseldi, korkunç şekilde esti; ama tüm bunlar olurken çocuk annesinin kollarında uyudu. Ve Danae ona şu şarkıyı söyledi:

“Uyu, uyu, güzel çocuk, dinlen.
Annenin tedirgin koynunda,
Ölümcül tehlike ortalıkta gezerken,
Hiç korkmadan yat uyu orda.

Yumuşak elbiselere sarılmış derin uykulara dalmışsın,
Annenin ağladığını duymazsın.
Çılgın dalgaların yükseldiğini görmezsin.
Rüzgarın korkunç sesini duymazsın.

Yıldızlar saklandı, gökyüzü karardı,
Dalgalar yükseldi, fırtına geldi.
Ama sen uyuyabilirsin, güzel çocuğum
Gürültülü vahşileri hiç bilmeden.”

Sonunda üçüncü günün sabahı oldu ve sandık yeşil alanların ve küçük bir kasabanın olduğu bir adanın sahiline vurdu. Sahilde yürüyen bir adam sandığı gördü ve kumsaldan içeri sürükledi. Sonra sandığı açtı ve güzel kadın ile küçük çocuğu gördü. Çıkmalarına yardım etti ve onları evine götürdü. Onlara çok kibar davrandı. Danae hikayesini anlattığında endişesi sona erdi, çünkü adam onlara evinde istedikleri kadar kalabileceklerini ve çok iyi davranacağını söyledi.

Bir önceki yazımız olan 21 – KADMOS ŞEHRİ KURDU (THEBAİ) başlıklı makalemizde Eros'un kızı Harmania ve Kadmos hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica