Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 29 – DAĞDAKİ AYI KIZI BULDU

29 – DAĞDAKİ AYI KIZI BULDU

Yunanistan’da diye bilinen güneşli topraklarda, hiç çocukları olmayan bir kral ve kraliçe yaşardı. Kral ölünce ’yı yönetecek bir oğulları olsun istedi. Yıllarca Zeus’a, onlara bir çocuk göndermesi için dua ettiler. Bir gün çocukları oldu, ama o bir kızdı. Kral, Zeus ve diğerlerine çok öfkelendi.

“Kız ne işe yarar ki?” diye sordu. “şarkı söylemekten, dokumaktan ve para harcamaktan başka ne işe yarar ki. Eğer çocuğum erkek olsaydı, birçok şeyi yapmayı öğrenebilirdi; ata binmek, avlanmak ve savaşmak gibi ve sonra da

Arkadia’nın kralı olabilirdi. Ama bu küçük kız kral olamaz.”

Sonra adamlarını çağırıp, onlara bebeği alıp kayalardan ve ağaçlardan başka bir şey olmayan dağlara götürmelerini ve oradaki hayvanlar tarafından yenilmesi için oraya bırakmalarını emretti. Ona göre, işe yaramaz bebekten kurtulmanın en kolay yolu buydu.

Kralın adamı bebeği dağa götürüp büyük bir kayanın gölgesine yatırdı. Çocuk küçük ellerini ona doğru uzatıp gülümsedi, ama adam sırtını dönüp uzaklaştı, çünkü krala ihanet etmeye cesaret edemedi.

Bebek gece ve gündüz boyunca yosundan yatağında yattı; annesi için feryat ediyordu, ama onun acılı ağlamasını sadece ağaçlardaki kuşlar duyuyordu. Sonunda ağlamaktan ol kadar güçsüz düştü ki sadece mızlanıp başını sağa sola çevirebiliyordu. Eğer onu birileri bulmazsa ertesi güne kadar ölebilirdi.

İkinci akşam hava kararmadan önce, dişi bir ayı mağarasını terk edip dağda dolaşmaya çıktı. Çünkü avcılar onun yavrularını çalmıştı ve onları arıyordu. Küçük bir beke sesi duydu ve onun kaybolan yavrularından biri olduğunu sandı. Onun yosundan yatakta çaresiz şekilde yattığını görünce hemen yanına güttü ve sakince ona baktı. Bir ayı yavrusunun, boynunda altın zinciri olan, şişman beyaz elli sevimli bir bebeğe dönüşmesi mümkün müydü?

Yaşlı ayı bu olaya bir anlam veremedi, ama bebek parlak siyah gözleriyle ona bakınca yavaşça hırladı ve onun yüzünü yaladı, sonra tıpkı kendi yavrularına yaptığı gibi yanına uzandı. Bebek korkuyu bilmeyecek kadar küçüktü; kendine bir arkadaş bulduğunu zannederek yaşlı ayının yanına sokuldu. Bir süre sonra bebek uykuya daldı ve ayı sabaha kadar başında onu korudu. Sabah olunca yemek bulmak için gitti.

Hava kararmadan ayı tekrar geldi ve bebeği asmaların ve yabani çiçeklerin yetiştiği kayalıklardaki mağarasına götürdü. Her gün ona yemek getirdi ve onunla oynadı. Dağdaki tüm ayılar bu harika yavruyu duyduklarında onu görmeye geldiler, ama hiçbiri ona zarar verme niyetinde değildi. Küçük kız hızla büyüdü ve kuvvetlendi. Çok geçmeden dağdaki ağaçlar, kayalar ve çalılıklar arasında yürümeye ve koçmaya başladı. Ama küçük kızın ayı annesi onun mağaradan uzaklarda asmaların ve yabani çiçeklerin yetiştiği kayalıklara gitmesine izin vermiyordu.

Bir gün birkaç avcı avlanmak için dağa çıktı. Onlardan biri, yaşlı ayının evinin önündeki çalıları çekti ve içeride uzanmış çiçeklerle oynayan güzel çocuğu gördü. Adam şaşkına döndü. Çocuk adamı görür görmez ayağa kalktı ve ürkek bir geyik gibi kaçmaya başladı. Bir düzine adam onu ağaçların kayaların arasında kovaladı ve onu yakalamaları çok uzun sürmedi.

Avcılar daha önce hiç bu kadar iyi bir kovalamaca yapmamışlardı ve o kadar tatmin olmuşlardı ki o gün başka bir şey avlamadılar. Çocuk elinden geldiği kadar mücadele etti ama boşunaydı. Avcılar onu dağdan aşağı taşıdılar ve ormanın ardındaki evlerine götürdüler. Önceleri çocuk durmadan ağladı, çünkü kendisine annelik yapan ayıyı çok özlemişti. Fakat avcılar ona çok iyi davrandılar; ona oynaması için güzel oyuncaklar verdiler. Çocuk çok geçmeden yeni evini sevmeye başladı.

Avcılar ona adını verdiler ve büyüyünce ona ok ve yay verdiler ve onları kullanmayı öğrettiler. Sonra ona hafif bir mızrak verdiler ve onu taşımasını ve yarışmalarda veya düşmana karşı kullanmasını öğrettiler. Ne zaman ava gitseler onu da yanlarına aldılar. Onun için ağaçların arasında koşup vahşi hayvanları kovalamak kadar zevkli bir şey daha yoktu. Ayakları çok hızlıydı; o kadardı ki erkeklerin hepsinden daha hızlı koşardı, kolları çok kuvvetliydi, çok keskin bir nişancıydı; o kardı ki mızrağı ya da oku asla hedefi ıskalamazdı. Büyüdükçe çok uzun ve zarif biri haline dönüştü ve tüm Arkadia’da hızlı ayaklı avcı olarak bilindi.

Bir önceki yazımız olan 28 – ÖLÜMCÜL GÜLLE başlıklı makalemizde Argos, Danae ve Persesus hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica