Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 33 – ATALANTE EVLENİYOR

33 – ATALANTE EVLENİYOR

     , Meleager’in ölümünün ardından Arkadia dağlarındaki eski evine geri döndü. Hala çok hızlı bir avcıydı ve hiçbir zaman ağaçların arasında gezerken veya vahşi geyikleri kovalarken olduğu kadar mutlu olmamıştı. Tüm dünya artık onu tanıyordu ve genç kahramanlar onun güzelliğinden, zarafetinden, çabukluğundan ve cesaretinden başka hiçbir şey konuşmuyordu. Doğal olarak da bu gençlerden bazıları onunla evlenmek istiyordu. bir kabul etse belki de kraliçe bile olabilirdi, çünkü Yunanistan’daki zengin krallar bile onunla evlenmek istiyordu. Ama o yeşil ormanların özgürlüğünü bir malikanede sahip olabileceği her şeye tercih ettiğinden hiç kimseyle ilgilenmiyordu.

     Ama yine de genç adamlar “Hayır” cevabını kabul etmiyorlardı. Onun gerçekten evlenmek istemediğine bir türlü inanamıyorlardı ve Arkadia ormanları onunla evlenmek için gelen erkeklerle dolmuştu. Atalante, onlardan kurtulmanın bir yolunu bulamayınca hepsini çağırıp bir konuşma yaptı:

     “Benimle evlenmek istiyorsunuz, öyle mi? Peki, eğer içinizden biri benimle bu dağdan nehre kadar yarışır ve kazanırsa onun karısı olmayı kabul edeceğim.”

     “Kabul! Kabul!” diye bağırdı genç adamlar.

     “Ama dinleyin! Bu yarışa katılan şunu da kabul etmelidir ki eğer yenilirse hayatını kaybeder.” diye ekledi Atalante.

     Hepsinin yüzlerini görmeliydiniz. Adamların yarısı kaçıp evlerine döndü.

     “Ama bize biraz avans vermeyecek misin?” diye sordular.

     “Tabi ki. Size yüz adım avans vereceğim. Ama unutmayın, eğer sizi geçersem kafanız hemen o gün kesilecek.” diye cevapladı Atalante.

     Birden birçoğu hastalandı ya da bir işi çıktığı için eve gitti; sıra onlara geldiğinde yoklardı. Ama önceden antrenmanlı olan hayli kişi kaldı ve şanslarını denemekte kararlıydılar. Saf bir kız böylesi iyi erkekleri yenebilir miydi?

     Saçmalık!

     Neredeyse her gün bir yarış koşuldu ve her gün bir adam başını kaybetti, çünkü Yunanistan’ın en hızlı insanı Atalante tarafından geçilmişti. Ama adamlar gelmeye devam ediyordu, daha biri yenilmeden diğeri yerini alıyordu.

     Bir gün uzak kasabadan adında yakışıklı bir adam geldi.

     “Benimle yarışmasan iyi edersin, çünkü eminim ki seni geçeceğim ve bu senin sonun olacak.” dedi Atalante.

     “Göreceğiz.” dedi Melanios.

     Melanios şansını denemeye gelmeden önce bulutların arasında Zeus ile birlikte yaşan aşk kraliçesi Venüs’e danışmıştı. O kadar yakışıklı, kibar ve akıllı biriydi ki Venüs ona acıyıp üç altın elma verdi ve ne yapması gerektiğini anlattı.

     Her ikisi de yarışa hazırdı, Atalante ona acıdığı için son bir kez daha yarışmadan çekilmesini söyledi.

     “Seni geçeceğimden eminim.” dedi.

     “Hadi bakalım!” dedi Melanios ve hızla koşmaya başladı; cebinde üç altın elmayla.

     Atalante ona iyi bir avans verdikten sonra peşinden koşmaya başladı; tıpkı yaydan fırlayan ok gibi fırladı yerinden. Melanios çok hızlı bir koşucu değildi, bu yüzden onu geçmek zor olmayacaktı. Ama Atalante ona o kadar acımıştı ki neredeyse yarışı ona verecekti. Melanios onun ayak seslerini duyuyordu, hatta ona yaklaştıkça Atalante onun nefesini bile duyabiliyordu. Sonra altın elmalardan birini omuzundan arkaya attı. Atalante’nin dünyada hayran olduğu bir şey varsa o da parlak bir taş ya da altın parçasıydı. Elma yere düşer düşmez Atalante onun güzelliğine kapıldı ve onu almak için durdu, tabii ki bu Melanios’a bir hayli zaman kazandırdı. Ama neye yarar ki? Bir dakika sonra Atalante yine onun peşine düştü ve onu yakaladı. Şimdi ona daha çok acıyordu.

     Hemen ardından Melanios ikinci elmayı attı. Birincisinden daha güzel ve büyüktü, Atalante onu başkasının almasına dayanamazdı. Bu yüzden onu düştüğü yerden almak için durdu. Ama onu bulmak sandığından uzun sürdü, çünkü uzun otların arasına düşmüştü. Onu bulur bulmaz kafasını kaldırdı ve Melanios’un yüz adım önde olduğunu gördü. Ama bu hiç sorun değildi. Onu kolayca geçebilirdi. Zavallı adama yine acıdı.

     Melanios onun rüzgar hızıyla geldiğini gördü ve hemen son elmayı da nehre doğru yuvarlanabilir ve suya düşebilirdi. Hemen döndü ve onun peşinden koştu. Onu bulmak çok zamanını almadı, fakat bu arada Melanios iyice ilerlemişti. Neredeyse bitiş noktasına varmıştı. Şimdi ona yetişmek için Atalante kendini biraz zorlamalıydı. Ama birden bunu hiç önemsemediğini fark etti. Çünkü o gördüğü en yakışıklı erkekti ve ona üç altın elma vermişti. Eğer ölürse ona çok yazık olacaktı. İşte bu yüzden onun yarışı önde bitirmesine göz yumdu.

     Bu durumun doğal sonucu olarak Atalante, Melanios’un karısı oldu. Ve Melanios onu çok uzaklardaki evine götürdü. Ve orada yıllarca çok mutlu yaşadılar.

Bir önceki yazımız olan 32 – ORMANDA AV başlıklı makalemizde Althaia, Atalante ve Kalidon hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica