Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 36 – AEGEUS VE AITRA

36 – AEGEUS VE AITRA

     Bir zamanlar adında bir Atina kralı vardı. Kralın hiç oğlu yoktu, ama elli tane yeğeni vardı ve hepsi de onun ölmesini bekliyorlardı, böylece onların biri kral olacaktı. Hepsi vahşi ve işe yaramaz insanlardı, bu yüzden Atina halkı onların kral olacağı günü korkuyla bekliyordu. Ama yaşadığı sürece bu zalim adamlar hiçbir şey yapamazlardı, sadece zamanlarını kralın masasında yemek yiyip içki içmekle ve kendi aralarında kavga etmekle geçirebilirlerdi.

     Bir yaz günü Aegeus’un krallığını yaşlılara emanet edip Saronik Denizi’ne açılması gerekti. Karşı kıyıdaki ünlü şehir ’e doğru yelken açtı. ile Atina arası deniz yolu ile yaklaşık seksen kilometreydi ve tam aralarında Aegina Adası vardı. Ama bu mesafe, o zamanın insanları için çok fazlaydı ve gemilerin böylesi bir uzaklığa gittiği fazla görülmemişti. Adayı aşıp karşı kıyıya geçme fikri o kadar tehlikeli görünüyordu ki onu denemeye hiç kimse cesaret edememişti.

     Troezen Kralı , Aegues’u gördüğüne haklı olarak çok sevindi, çünkü onlar çocukluklarını beraber geçirmişlerdi. onu şehrinden en güzel şekilde ağırladı. Yaşlı Troezen’in mermer salonlarında günlerce yediler, içtiler ve eğlendiler. İki kral gençlik anıları ve bildikleri kahramanlar hakkında saatlerce konuştular. Geminin tekrar Atina’ya dönme vakti geldiğinde, Aegeus gitmek için hazır değildi. Biraz daha Troezen’de kalacağını söyledi, çünkü Atina’yı yaşlılar gayet iyi yönetiyorlardı. Böylece gemi kralı almadan geri döndü.

     Aegeus’un kalmasının sebebi eski dostunun evinde dinlenmek ve eğlenmek değil, onun kızı idi. sabah güneşi kadar güzel bir kızdı ve Troezen halkının neşesi ve gururuydu. Aegeus onunla birlikteyken hiç olmadığı kadar çok mutluydu. Gemi ayrıldıktan bir süre sonra ’un salonunda bir düğün gerçekleşti, ama bir sır gibi saklandı, çünkü Aegeus yeğenlerinin, eğer duyarlarsa, buna sinirlenip onu öldürmesi için adamlar göndermesinden korkuyordu.

     Aylar ayları kovaladı ve Aegeus hala geliniyle vakit geçiriyor ve Atina’nın işlerini yaşlılara yaptırıyordu. Sonra bir sabah Troezen bahçeleri güllerle süslüyken ve her yer yemyeşilken Aitra’nın bir bebeği oldu; temiz bir yüzü, kuvvetli kolları ve kartalınkiler kadar keskin gözleri olan bir erkek bebek. Şimdi Aegeus eve dönmekten daha da çok korkar hale geldi ve dağa çıkıp Gökyüzü Kraliçesi Athena’ya kendisine akıl vermesi için yalvardı. O yalvarırken limana bir gemi yanaştı ve Aegeus’a Atina’dan kötü haberler getirdi.

“Gecikmeden eve gel. Çabuk eve gel, yoksa Atina yok olacak. Girit Kralı Minos gemileriyle ve adamlarıyla yolda. Duvarlarımızı yıkacağını, adamlarımızı öldüreceğini ve çocuklarımızı esir alacağını söylüyor. Gel ve bizi kurtar!” diyordu mektup.

“Bu görev çağrısı.” dedi Aegeus ve buruk bir kalple bir an önce evine gitmek için hazırlıklara başladı. Ama Aitra ve bebeğini, yeğenlerinin korkusundan yanına alamadı.

“Eşlerin en iyisi beni dinle, belki eski Troezen’i ve senin güzel yüzünü bir daha göremeyeceğim. Dağdaki eski çınar ağacını ve onun hemen yanındaki hiç kimsenin kaldıramadığı büyük düz taşı hatırlıyor musun? O taşın altına Atina’dan getirdiğim terliklerimi ve kılıcımı sakladım. Çocuğumuz onu kaldıracak kadar güçlenene kadar orada kalacaklar. Ona o zaman kadar iyi bak, Aitra. Ve o an gelmeden ona babasını anlatma ve beni Atina’da bulmaya gönderme.” dedi kral ayrılık vakti geldiğinde.

Ardından Aegeus karısını ve bebeğini öptü ve gemiye bindi. Denizciler bağırdı, kürekler çekildi, beyaz yelken rüzgara açıldı; Aitra penceresinden geminin mavilikte Aegina Adası’na doğru gidişini seyretti.

Bir önceki yazımız olan 35 – ŞEHRİN ADI NE OLACAK? başlıklı makalemizde Athena, Atina ve Kral Kekrops hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica