Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 4 – İNSANOĞLU NASIL HASTALIK VE ENDİŞEYLE KARŞILAŞTI (PANDORANIN KUTUSU)

4 – İNSANOĞLU NASIL HASTALIK VE ENDİŞEYLE KARŞILAŞTI (PANDORANIN KUTUSU)

4 - İNSANOĞLU NASIL HASTALIK VE ENDİŞEYLE KARŞILAŞTI (PANDORANIN KUTUSU)

olmasaydı belki de her şey yolunda gidebilir, Altın Çağ yeniden gelebilirdi. Bir gün yükseklerdeki evinden dünyaya bakarken yanan ateşleri, evlerinde yaşayan insanları, meralarda otlanan hayvanları, tarlalarda yetişen buğdayları gördü ve buna çok sinirlendi.

“Tüm bunları kim yaptı?” diye sordu.

Birisi “Prometeus” diye cevap verdi.

“Ne! O genç mı? Onu öyle bir çekildi cezalandıracağım ki akrabalarının yanına zindana kapatılmayı ister hale gelecek. Zayıf insanoğluna gelince, bırakın ateşle oynasınlar. Ben, onları hiç olmadıkları kadar sefil hale getireceğim.” dedi Zeus.

Prometeus ile ilgilenmek çok kolay olacağından, Zeus onun için hiç acele etmedi. İlk önce insanoğluna acı çektirmeye karar verdi ve bunu çok ilginç ve dolaylı bir yoldan yapmayı planladı.

Zeus ilk olarak demirhanesi yanan bir dağın ağzında olan Hephaistos’u çamurdan bir kadın heykeli yapması için çağırdı. Hephaistos kendisine söylenen kadın heykelini bitirdiğinde, onu Kudretli Topluluğuyla bulutların üstünde yaşan Zeus’a götürdü. O, cansız bir heykelden başka bir şey değildi; fakat usta Hephaistos, onu daha önce yapılan tüm heykellerden daha mükemmel şekillendirdi.

“Toplanın! Hepimiz bu kadına birer hoş hediye verelim.” diye seslendi topluluğuna Zeus ve ona hayat verdi.

Diğerleri de sırayla geldi ve bu harika varlığa hediyelerini verdi. Biri güzellik. Diğeri hoş ses verdi; biri yumuşak bir kalp, diğeri sanatsal yetenek verdi ve en sonuncusu ise ona merak verdi. Ona çok yetenekli anlamına gelen ismini verdiler; çünkü ona, tüm Kudretli Varlıklardan yetenekler bahşedilmişti.

Pandora o kadar güzel ve olağandışı şekilde yetenekliydi ki herkes ona aşık oldu. Kudretli Topluluk ona hayran olduktan sonra, onu Prometeus ve kardeşinin yaşadığı yere götürmesi için Hermes’e emanet ettiler. Hermes ilk önce Epimeteus’u gördü ve ona şöyle dedi:

“Epimeteus, Zeus sana karın olacak çok güzel bir kadın gönderdi.”

Prometeus, Zeus’un güvenilmez biri olduğunu bildiğinden, kardeşini onun hediyelerine karşı daha önce birçok kez uyarmıştı; fakat Epimeteus, güzel ve zeki Pandora’yı görünce tüm uyarıları unutup onu karısı olarak evine aldı.
Pandora yeni evinde çok mutluydu, Prometeus bile onu her görüşünde güzelliğinden etkileniyordu. Pandora yanında Zeus’un verdiği içinde birçok değerli şeylerin olduğu bir altın kutu getirmişti; fakat hava kraliçesi akıllı Athena, onu asla açmaması hatta içine bile bakmaması konusunda tekrar tekrar uyarmıştı.

“Bunların hepsi mücevher olmalı. Eğer hiç kullanamayacaksam hatta bakamadıktan sonra neden Zeus bunları bana verdi?” diye sordu kendi kendine ve onları taktığında güzelliğine güzellik katacağını düşündü.
Altın kutuyu düşündükçe içindekilere olan merakı da artıyordu ve her gün onu rafından aşağı indirip kapağını yoklardı ve açmadan içine bakmaya çalışırdı.

“Neden Athena’nın söylediklerini dinlemeliymişim? Hem o güzel değil ki ve mücevherler onun işine yaramaz. Bence ne olursa olsun bakmalıyım. Athena asla bilmeyecek. Hiç kimse bilmeyecek.” diye düşündü Pandora.
İçine bakmak için kapağı biraz açtı. Birdenbire korkunç bir sesle ölü gibi soluk yüzlü etsiz iğrenç şekilde on binlerce yaratık Pandora kutuyu kapayıncaya kadar dışarı fırladı ve odanın içinde biraz dolaştıktan sonra insanların evlerine dağıldı. O zamana kadar insanoğlu hiç hasta olmamış, gelecek kaygısı yaşamamıştı; ama artık hastalık ve endişe vardı.

Kimseler görmeden yaratıklar insanların evlerine saklandılar; çocukların erkeklerin ve kadınların bedenlerine girdiler ve onların mutluluğuna son verdiler. Bu günden sonra ortalıkta uçuştular ve her eve acı, keder ve ölüm getirdiler.

Eğer Pandora o kutuyu açmamış olsaydı, işler bu kadar kötü gitmeyecekti. Ancak Pandora ölümcül yaratıkların sonuncusu çıkmadan kapağı kapatmıştı. Bu canavarın adı Felaket Tellalı idi. Canavar çok büyük olmasına rağmen Pandora onu itip kapağı o kadar sıkı kapattı ki o bir daha dışarı çıkamadı. Eğer o da kaçsaydı, insanoğlu hayatın onlara her geçen gün ne kadar kötü şeyler getireceğini tahmin bile edemezdi, dahası yaşadıkları sürece sevinç ve ümit duygularını asla bilemezdi.

İşte bu Zeus’un insanoğlunu, Prometeus onara yardım etmeden öncekinden bile, daha sefil hale getirmeyi planladığı yoldu.

Bir önceki yazımız olan 3 - ATEŞ İNSANLIĞA NASIL VERİLDİ? başlıklı makalemizde altın çağ, ve hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica