Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 44 – USTA DEDALOS LABİRENT YAPIYOR

44 – USTA DEDALOS LABİRENT YAPIYOR

     Atinalılar ’un bu sinsi eylemini duyduklarında keder ve öfkeyle doldular; sevmeyi öğrendikleri genç Perdiks için kederleniyorlardı, kendinden başka hiç kimseyi sevmeyen zalim amcaya karşı ise öfke doluydular. Olayın hemen ardından herkes ’un ölümü hak ettiğini ve cezalandırılması gerektiğini düşünüyordu, ama onun evlerini daha yaşanır hale getirdiğini ve hayatlarını kolaylaştırdığını hatırlayınca hayatını bağışladılar, ama onu Atina’dan attılar ve bir daha geri dönmemesini söylediler.

     Limanda denize açılmayı bekleyen bir gemi vardı. Dedalos, yanına oğlu İkaros’u ve değerli eşyalarını alarak bu gemiye bindi. Gemi günlerce anakara sahillerini hep sağında tutarak güneye doğru ilerledi. Troezen ve kayalık Argos kıyılarını geçti ve durmadan yoluna devam etti.

     Gemi sonunda ünlü Girit Adası’na vardı, Dedalos orada indi ve kendini tanıttı. Girit kralı onun ününü duymuştu, bu yüzden onu hemen krallığına davet etti. Kral, Dedalos’a orada kalıp Atina’daki gibi el becerisini kullanırsa onu ödüllendireceğine dair söz verdi.

     Girit kralının adı Minos idi. Büyükbabasının da adı Minos idi ve o, söylendiğine göre, Asya’dan denizler aşarak gelen bir boğanın getirdiği genç prenses Europa’nın oğluydu. Bu yaşlı Minos insanoğlunun en bilgesi olarak bilinir, o kadar bilgeydi ki Zeus onu Alt Dünya’nın hakimlerinden biri olarak seçmişti. Genç Minos da büyükbabası kadar bilge biriydi; ayrıca cesur, ileriyi gören ve yetenekli bir yöneticiydi. Tüm adaları buyruğu altına almıştı; gemileri dünyanın her bir köşesine yelken açardı ve geriye o yabancı toprakların zenginlikleriyle dönerdi. Bu yüzden Dedalos’u kalması ve zanaatkarların başı olması için ikna etmek hiç de güç olmadı.

     Dedalos, için henüz benzeri hiç görülmemiş zemini mermerden, kolonları granitten harika bir malikane yaptı. Malikanenin içine konuşabilen bir heykel yerleştirdi; bu malikanenin güzellik ve ihtişam bakımından dünyada bir eşi daha yoktu.

     O zamanlarda Girit’in en yüksek tepelerine eşi benzeri hiç görülmemiş adında bir canavar yaşardı. Söylendiğine göre bu yaratık insan vücuduna sahipti, ama yüzü ve kafası boğanınki gibi, dağ aslanı kadar da vahşiydi. Giritliler ellerinden gelse bile onu öldüremezlerdi. Çünkü onun Zeus ile birlikte bulutların arasında yaşayan Kudretli Varlıklar tarafından gönderildiğine ve eğer birisi onu öldürürse onların kızacağına inanıyorlardı. Bu yaratık ilkedeki herkesin korkusu ve belası olmuştu. Hep en umulmadık yerlerde ortaya çıkar; kadın, erkek, çocuk demeden her gün birilerini yakalar ve öldürürdü.

“Sen çok harika şeyler başardın. Bu ülkeyi Minotauros’tan kurtaracak bir şeyler yapamaz mısın?” dedi kral, Dedalos’a.

“Onu öldüreyim mi?” diye sordu Dedalos.

“Hayır! Bu bize daha büyük acılar getirecektir.” diye karşılık verdi kral.

“Öyleyse onun için bir ev yapayım ve siz de onu orada tutsak alın.” dedi Dedalos.

“Ama o tutsak alınırsa yavaş yavaş zayıflar ve ölür.” dedi kral.

“İçeride dolaşacağı bir sürü yeri olacak ve eğer isterseniz ara sıra onu düşmanlarınızla beslersiniz. Söz veriyorum, o yaşayacak ve çok iyi olacak.” dedi Dedalos.

     Böylece muhteşem usta tüm işçilerini topladı ve birlikte harika bir ev inşa ettiler. Evin o kadar çok odası vardı ve yolları o kadar çok dolambaçlıydı ki içeri giren hiç kimse bir daha dışarı çıkamazdı. Bu yüzden Dedalos bu eve Labirent adını verdi ve büyük bir kurnazlıkla Minotauros’u evin içine girmeye ikna etti. Canavar çok geçmeden dolambaçlı yollarda kayboldu, ama bir o yana bir bu yana koşar adım kaçış yolu ararken çıkardığı iğrenç sesler her an duyulabiliyordu.

Bir önceki yazımız olan 43 – MUHTEŞEM USTA PERDİKS başlıklı makalemizde Dedalos ve Perdiks hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica