Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 46 – ACIMASIZ ANTLAŞMA

46 – ACIMASIZ ANTLAŞMA

Girit Kralı , Atina ile savaş yapmıştı. Devasa bir ordu ve büyük bir gemi filosu ile saldırmış, limandaki ticari gemileri yakmış, tüm ülkeyi ve batıdaki Megara’ya kadar tüm sahilleri ele geçirmişti. Atina’daki tüm bahçeleri ve tarlaları talan etmişti, askerini şehrin duvarlarının yakınına yerleştirmişti ve Atinalı yöneticilere haberci göndermişti; şehre ateşle ve kılıçla gireceğini, tüm genç adamları öldüreceğini ve tüm evleri, hatta şehrin üstündeki tepede bulunan Athena Tapınağı’nı bile, yıkacağını söylemişti. Bunun üzerine Atina Kralı , yardımcıları on iki yaşlı ile birlikte ile antlaşma yapmaya gitti.

“Ey, yüce kral, biz sana ne yaptık ki sen bizi dünyadan silmek istiyorsun?” dediler.

“Ey korkak ve utanmaz adamlar, benim öfkemin nedenini bilmiyormuş gibi niçin bu aptal soruyu soruyorsunuz? Benim sadece bir oğlum vardı, adı ada ve o benim için Girit’in yüzlerce şehrinden ve denizlerde yönettiğim binlerce adadan daha değerlidir. O buraya üç yıl önce tapınağı buradaki bir tepede bulunan Athena onuruna düzenlediğiniz oyunlara katılmak için geldi. Onun tüm gençlerinizi sporda yendiğini ve halkınızın onu şarkılarla, danslarla ve şeref tacıyla onurlandırdığını biliyorsunuz. Ama sizin kralınız ki şu an tam önümde duran kişidir, herkesin onun peşinden koştuğunu ve onun yiğitliğini övdüğünü görünce kıskançlıkla doldu ve onu öldürme planları kurdu. Silahlı adamlara onun yolunu mu kestirdi veya bazılarının söylediğine göre ülkenin vahşi boğası tarafından öldürülmesi için onu yakalamaya mı gönderildi ben bunları bilemem, ama siz genç adamın canının Aegeus’un entrikaları yoluyla alındığını reddedemezsiniz.” diye cevapladı Kral Minos.

“Ama biz bunu reddediyoruz, hem de gerçekten!” dedi yaşlılar.

“Çünkü o zamanlarda kralımız Saronik Denizi’nin öteki tarafında Troezen’de bulunuyordu ve genç prensin ölümünden haberi yoktu. O uzaktayken biz ülkeyi yönettik ve ne söylüyorsak onu biliriz. Androgeos öldürüldü, ama kralın emriyle değil, onun kuzenlerinin emriyle. Onlar böylece sizin öfkenizi kral Aegeus’un üstüne çekmeyi umdular ve bunun sonucunda siz kralı Atina’dan sürecektiniz ve onlardan birini kral yapacaktınız.”

“Söylediklerinizin doğru olduğuna dair yemin edecek misiniz?” dedi Minos.

“Yemin edeceğiz.” dediler.

“Öyleyse, kararımı dinleyin. Atina benden en değerli hazinemi çaldı. Asla yeri doldurulamayacak bir hazine, bu yüzden karşılığında ben de haraç olarak, Atina’dan halk için en değerli ve en önemli olanı vermesini istiyorum ve benim oğluma olduğu gibi o da acımasızca yok edilecek. dedi Minos.

“Zor bir durum, ama adil. İstediğin hediye nedir?” dedi yaşlılar.

“Kralın bir oğlu var mı?” diye sordu Minos.

Saronik Denizi’nin öteki kıyısı Troezen’deki küçük çocuk aklına gelince, kralın benzi sararıp soldu ve titredi. Fakat yaşlılar bu çocuğu bilmiyordu ve şöyle cevapladılar:

“Heyhat, hayır! Onun hiç olu yok; ama onun varlığını yiyen ve içlerinden birinin kral olacağı gün dört gözle bekleyen elli yeğeni var ve daha önce de söylediğimiz gibi, genç prens Androgeos’u öldüren de onlardır.”

“Benim onlarla bir işim yok, siz onların icabına bakarsınız. Fakat bana ne haraç istediğimi sormuştunuz ve ben söylüyorum. Her yıl bahar geldiğinde ve güller açmaya başladığında en soylu yedi delikanlınızı ve en güzel yedi genç kızınızı seçeceksiniz, sonra kralınızın vereceği gemiyle onları bana göndereceksiniz. Bana, ’a, ödeyeceğiniz haraç budur, lakin bir kez bile göndermezseniz ya da bir gün bile ertelerseniz askerlerim duvarlarınızı yıkacak, şehrinizi yakacak, tüm erkekleri kılıca geçirecek, kadınlarınızı ve çocuklarınızı köle tüccarlarına satacaktır.” dedi Minos.

“Her şeyi kabul ediyoruz, ey Kral, çünkü iki seçeneğin en makulü budur. Ama bize şimdi söyleyin, yedi delikanlının ve yedi genç kızın sonu ne olacak?” dedi yaşlılar.

“Girit’te Labirent denilen bir ev var, benzerini hiç görmemişsinizdir. İçinde binlerce oda ve dolambaçlı yollar var. Her kim içeri bir adım bile girerse tekrar dışarı çıkamaz. Yedi delikanlı ve yedi genç kız bu evin içine bırakılacaklar ve orada terk edilecekler.” diye cevapladı Minos.

“Açlıktan ölmeleri için mi? diye bağırdı yaşlılar.

“Minotauros denilen canavar tarafından öldürülmeleri için.” dedi Minos.

Bu konuşmanın ardından Kral Aegeus ve yaşlılar yüzlerini kapatıp ağladılar ve Atina’yı kurtaracak üzücü ve korkunç şartları halka duyurmak için şehrin yolunu tuttular.

“Tüm şehrin yıkılmasındansa birkaç kişinin ölmesi daha iyidir.” dediler.

Bir önceki yazımız olan 45 – DEDALOS VE OĞLU İKAROS UÇUYOR başlıklı makalemizde Dadalos, İkarian Denizi ve İkaros hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica