Ana Sayfa / Tarihi Hikayeler / 49 – ASIL HAZİNEYİ KAYBETTİM.

49 – ASIL HAZİNEYİ KAYBETTİM.

Güneş yükselir yükselmez askerler genç tutsakları Labirent’e götürmek için geldi. ’un elbisesinde sakladığı kılıcı ve avucunda tuttuğu ipek ipliği görmemişlerdi. Delikanlıları ve genç kızları Labirent’in içinde geldikleri yolları karıştırıncaya kadar binlerce kez dolaştırarak yürüttüler. Sonra askerler sadece onların bildiği bir geçitten geçerek dışarı çıktılar; aynen daha öncekilere yaptıkları gibi onları da korkunç Minotaurus tarafından öldürülünceye dek Labirent’in içinde dolanmaya terk ettiler.

“Sakın uzaklaşmayın. Şehrimizdeki tapınağında oturan Athena’nın yardımıyla sızı kurtaracağım.” dedi Theseus beraberindekilere.

Kılıcını çekti ve önlerindeki dar yola baktı, hep birlikte ellerini kaldırıp Athena’ya dua ettiler.

Dört saat orada beklediler, ne bir ses duydular ne de bir şey gördüler; sadece yüksek duvarlar ve mavi gökyüzü vardı. Sonra genç kızlar yere oturdu ve yüzlerini örtüp ağlamaya başladılar.

“Of, o gelecek, acılarımıza ve hayatlarımıza son verecek.”

Sonunda, çok uzaklardan gidip gelen bir ses duydular. Ardından bir daha duydular, ama bu kez ses biraz daha kuvvetli ve korkutucuydu.

“Bu o! Bu o! Savaş zamanı!” diye bağırdı Theseus.

O kadar yüksek sesle bağırdı ki Labirent’in duvarları ona karşılık verdi, ses gökyüzüne ve dağların tepelerine kadar gitti. onu duydu ve gitgide daha da güçlü ve korkutucu bağırmaya başladı.

“Geliyor!” dedi Theseus ve yaratığı karşılamak için ileri atıldı. Yedi genç kız korkudan titriyordu, ama cesurca ayakta durup kaderleriyle yüzleşmeyi bekliyorlardı. Altı delikanlı ise dişlerini sıkmış, sonuna dek savaşmaya hazır halde bekliyorlardı.

Çok geçmeden Minotauros göründü, Theseus’a doğru koşarak ve bağırarak geliyordu. İnsandan iki kat daha uzundu, kafası keskin boynuzlu boğa kafası gibiydi, aslanınkiler gibi büyük bir ağzı ve korkunç gözleri vardı; ama koşarken çıkardığı toz yüzünden genç adamlar onun alt vücudunu göremediler. Theseus’un elinde kılıç ile onu beklediğini gördüğünde canavar duraksadı, çünkü daha önce hiç kimse onu bu şekilde karşılamamıştı. Sonra başını önüne eğip hızla ona doğru koşmaya başladı. Theseus hemen kenara çekildi ve canavar yanından geçerken on un vücudunda kılıcıyla derin bir kesik açtı. Sonra da canavarın bacaklarından birini dizinden kesti.

Minotauros yere inleyerek düştü, Theseus hemen üstüne atlayıp kılıcını kalbine soktu ve yaratık ona zarar vermeden üstünden atladı. Yaradan oluk oluk kan fışkırdı ve çok geçmeden Minotauros yüzünü gökyüzüne çevirdi ve öldü.

Ardından genç kızlar ve delikanlılar Theseus’a koştu, onun elini ayağını öptü ve ona teşekkür etti. Hava neredeyse kararırken Theseus onları Labirent’in dışın çıkaracak ipliği geri sarmaya başladı. Binlerce odanın, bahçenin ve dolambaçlı yolların içerisinden geçtiler. Gece yarısında çıkış kapısına ulaştılar ve ay ışığında önlerinde uzanan şehri gördüler. Hemen ilerisi sahildi ve onları Girit’ten getiren siyah gemi hazır bekliyordu. Ariadne de oradaydı.

“Rüzgar güzel, deniz sakin, denizciler hazır.” diye fısıldadı Ariadne ve Theseus’un koluna girdi. Hep beraber sessiz sokaklardan geçip gemiye gittiler.

Sabah olduğunda onlar çok uzaklardaydı, küçük geminin güvertesinden arkalarına baktıklarında sadece Girit dağlarının beyaz tepeleri görünüyordu.

uyandığında, delikanlıların ve genç kızların sağ salim Labirent’ten çıktığını bilmiyordu. Fakat Ariadne hiçbir yerde yoktu, soyguncuların onu uzaklara götürdüğünü düşündü. Askerini onu dağlarda yakalaması için gönderdi, ama aklına onun Atina’ya doğru yola çıktığı hiç gelmedi.

Günler günleri kovaladı ve sonun askerler geri döndüler. Prensesi hiçbir yerde bulamadıklarını söylediler. Bunu duyan kral ağlamaya başladı.

“Esas şimdi tüm hazinemi yitirdim.!”

Tüm bunlar olurken Atinalı Kral günlerdir deniz kıyısında bir taşın üstünde oturmaktaydı. Belki de şans eseri güneyden bir geminin geldiğini görür diye denize bakıyordu. Nihayet, Theseus ve beraberindekileri taşıyan gemi göründü, ama hala siyah yelkenliydi; gemidekiler eğlenmekten beyaz yelkeni açmayı unutmuşlardı.

“Eyvah’ Eyvah! Oğlum öldürülmüş!” diye bağırmaya başlayan Aegeus bayıldı ve denize düşüp boğuldu. O günden sonra deniz onun adıyla anıldı, .

Ve böylece Theseus, oldu.

Bir önceki yazımız olan 48 – PRENSES ARİADNE PRENS THESUES'E YARDIM EDİYOR başlıklı makalemizde Ariadne, Kral Minos ve Minotauros hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica